21 Ocak 2019 Pazartesi

Eksiklik

Son zamanlarda sikca kullandigim bir cumle vardi. Biraz hirs ile, biraz da eglence olsun diye, icerigi dusunulmeden sorumsuzca kullandigim cumle ;
 ”Benim neyim eksik ! “
Iste bugun, bu aksam bu cumleyi ayaklarimin altina aliyorum.
Tum bunlari bana dusunduren hanim ile bu aksam tanistim. Hem de hic hesapta yokken, bir hasta ziyaretinde.  Komsusu onu yanimiza cagirmis, hanim da cikagelmisti. Gencti, guzel denilebilinecek yapidaydi. Her zaman ozendigim, olmak istedigim kadar zayifti. Hayir, ben de kilolu degildim ama her zaman kendime bir dert arayip bulmuslugum var iken, bir de bu arzulara cop  gibi, incecik olmayi da eklemistim.. Eee, ne diyordum son zamanlarda, arzular selale. Arzulari olmali ki insanin, yasama sevinci olsun, degilmi.. Ne kadar da utanc verici bir cumle !
 Bahsi gecen genc ve guzel hanim, kucaginda tosun gibi oglu ve yanindaki kucuk kizi ile biraz mahcup, biraz da cekingendi. Kaportaci olan, is buldugu gunlerde calisan, is bulamadigi zamanlari ise evde geciren bir esi vardi. Ustelik karnina rutin olarak agri, sanci giren esi, hastaliginin bile ne oldugunu bilmedigi halde, doktora gitmiyordu. Doktora gidecek parayi bulamiyor, gittigi gun calisamayacagi ve evini gecindiremeyecegi icin de surekli ihmal ediyordu tedavi olmayi. Hanimin da ayaginda kapanmak bilmeyen yaralari vardi. Kendisi de tedavi olamiyordu.
 Tum bunlari anlatirken yer yer utandi, gozlerini kacirdi. Mutebessim olmaya gayret gosterdi. Kendisi ve esi icin doktor ayarlayabilecegimizi soyledik, kesin birsey soyleyemiyor, vaadedemiyorduk, cunku bizim de ucretsiz muayene ettirme imkani bulacagimiz kesin degildi.
 Komsusundan cikip kendisine gecicegimizi soyleyince bize farkettirmek istemese de biraz panikledi. On dakika sonra bizi evine buyur etti.
 Evine gidip salonuna oturunca, iste o an hoykure hoykure aglamak istedim. Evini anlatmak istemiyorum, cunku nasil anlatacagimi bilmiyorum. Sadece o tosun gibi kirmizi yanakli ve sevimli oglanin o kokmus haliflekslerde nasil emekledigini ve nasil herseyden habersiz, mutlu oldugunu soylesem yeterli olur sanirim.
 Bes sene once Arabistana gelen, bes senedir hic ulkesine, yasadigi sehir Kayseri’ye gitmeyen bu mahcup hanim, hayal degildi. Iste orada oturuyordu. Benim kadar kadin, benim kadar anne, benim kadar insandi. Ve benden hicbir seyi eksik degildi. Gencecikti, guzeldi. Herseye ragmen yine de mutebessimdi. Yuzumdeki buruklugu belli etmemeye calissam da, bu genc kardesimden, yasadigi sartlardan etkilenmemek ne mumkundu..
 Hayata, dunyaya dair ettigim dirdirlari dusundum. Salondaki henuz eskimemis ama mobilyalarima rengi uymadigi icin degistirmek istedigim haliyi dusundum sonra. Ve cok istedigim cep telefonunu, ne kadar uzun bir sure istedikten sonra elde ettigimi dusundum.. Ve uzun suredir istedigim seyin aslinda ne kadar basit birsey oldugunu..  Ve inanin bana,  cep telefonum o hanimin yaninda caldiginda onu cikarmaya utandim. Onlar bu durumdayken, boyle bir telefonum oldugu icin vicdanim sizladi..
 Benim, bizim o hanimdan neyimiz eksik biliyormusunuz..
 Sukrumuz eksik. Elimizde olan nimetleri bir kenara birakalim, vucudumuz, sagligimiz sihhatimiz icin bile sukrumuzu malesef eda edememisiz. Amacimiz eksik. Bir elimiz yagda, bir elimiz balda yasarken, yiyecek ekmek bile bulamayan kardeslerimizin sikintilarina ilac olmayi hedeflememisiz. Bir tutam vicdanimiz var, acilari gorunce az biraz sizliyor. O vicdani da icimizden sen eksik etme Ya Rab !
 Halbuki Allahin uzerimizdeki nimetlerini saymakla bitiremeyiz, hepimiz bunu biliyoruz.
 Bol sukurlu bir hayat diliyorum basta kendime, ve sizlere.. Tipki seneler once izledigim ve unutamadigim kanserli minik yavrunun dedigi gibi, Mutluluk, agrisiz ve sancisiz nefes alip verebilmektir aslinda..
 Sukredenlere, hakki ve sabri tavsiye edenlere selam olsun ..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder