21 Ocak 2019 Pazartesi

Alışkanlığıma...



Bir can daha

Kirdi kafesini, uctu sonsuza..

Bir daha hic geri donmemecesine..

Belki hic dusunmedi geride kalanlari

Kimin gozu yasli..

Kim, kime, neden aliskindi..

ALISKANLIKLAR….

Oldurur insani zamanla.

Insan sukuta bile alisabilir!

Insan bu, nelere alismaz ki!

Iste ben de oyle alismistim

Onun sususuna, konusmayisina

O yoktu ama

Olmayani bile incitmekten korkardim iste..

“Ya isiktan rahatsiz olursa?

Ya sesten uykusu kacarsa?”

Mahur bakislari islerdi icime

Kim derdi ki

O benim icin sadece bir candi

O; besledigim, O buyuttugum..

Nefes aldigim zamana sahit..

Gozyaslarima uzulen…

Sevincimi paylastigim…

Onu tarif edemem!

O; en tuhaf aliskanligim..

Gitti iste.

Haber bile vermedi

Seni seviyorum bile demedi

Hoscakal hic demedi

Gitti ve ardinda kocaman

Kendine alismis bir can birakti

Oysa benim sefkatim yeterdi ona

Belki ufacik sevincimi

En dogal halimle paylastigim

Ufacik bir nokta !

Simdi bakiyorum bos yerine..

Bos besik, bos yatak, bos kafes..

Ha bebek, ha adam, ha kus !

Ne farkeder ki !

Alismisim bir kere sicakligina…



2001

Sen Hiç Büyüme Çocuk

Arinmis isteklerle,
Ruyanda meleklerle
Sen hic buyume cocuk !

Besikmidir, saray mi
Ucuzmu, pahalimi?
Senin hic umrundami?
Sen hic buyume cocuk!

Gulleri dikensiz bil
Sevgiyi yalansiz bil
Anneni kusursuz bil !
Sen hic buyume cocuk!

Yasamak icin bebek..
Alinteri ve emek..
Menfaat ne ne gerek!
Sen hic buyume cocuk!

Keder nedir, sevinc ne
Soguk nedir, sicak ne
Dunya hani kac hane ?
Sen hic buyume cocuk!

Kotu gun gormeyesin
Haram mal yemeseyin
Dusene gulmeyesin
Sen hic buyume cocuk!

Sevincin sevincimdir
Iffetin iffetimdir
Duasal temennimdir..
Sen hic buyume cocuk.. !

2002

Uyusam...

Gittikce agirlasan basimi koysam
Kus tuyunden bir yastigin ortasina..
Misil misil, saatlerce uyusam !
Kendimi birakip peri kizina..
Kiyamete kadar sessiz ve derin,
Horul horul, misil misil uyusam
Ne korku, ne keder, ne huzun duysam
Sadece ruyamin verdigi sukun,
Ve icimde bir nese, uykuya doysam !
Uyusam saatlerce, misil misil uyusam.
Kimse uyandirmasa su bedenimi
Hayatimin en keyifli deminde
Cok mesrur buluyorum kendimi
Bu pek tenha ve karanlik zeminde.

Bir Umut...

 Bana gore Arabistan’da olmanin en keyif veren yanlarindan biri de her daim yaz mevsimi  olmasidir. Isinma derdi, yerini sogutma derdine birakmistir, ve bu dert isinma derdinden cok daha az kulfetlidir. Her odaya bir klima takmakla hallolur.
 Turkiye’de oldugum zamanlarda kis aylarini pek sevmezdim. Havanin kapali olusu tum yasam enerjimi alirdi sanki. Disari cikamaz, yagmurda islanmayi sevmez, camuru , tozu topragi sevmezdim. Ilkbahar ve yaz benim en sevdigim ay donemleriydi.
 Simdi her daim yazi yasiyor olsam da, burada da ara ara hava kapaniyor, once bir ruzgar esmeye basliyor. Hava guzel, esiyor diye camlari aralayacak olanlar, kisa bir sure sonra yanildiklarini anliyorlar. Esen kuvvetli hava coldeki kumlari sehire tasiyip, tum cam ve klima araliklarindan kumu evin icine sokuyor. Siz cole gitmeseniz de col size geliveriyor adeta. Evin icinde olmaniza ragmen, sanki nefes alamiyor, boguluyor gibi oluyorsunuz. Evin icine dolan kumun temizligi  de cabasi..
  Bugun Cidde firtinali, karisik, tozlu, berrak degil.
  Tipki bizim icimiz, yureklerimiz gibi.
 Dun oradan buradan biraz fazlaca para temin edip Ali Bey’i gormeye gittik uc arkadas. Aklimiz Ali Bey’de kalmisti, vicdanimiz rahatsizdi.
 Evine vardigimizda yatiyordu, bizi gorunce dogruldu. Hep birlikte oturduk. Sagligindan sihhatinden sorduk, yanitladi. Cok sukur ki, gorunusu tahlilleri kadar kotu degildi, hatta umdugumdan  daha iyi bulmustum. Bu sevindiriciydi bizim icin. Gorunusu cok kotu olmasa da, iyi olmayan tahlilleri, bize gorunuse aldanmamamiz gerektigi hatirlatiyordu.
   Korkularimizi dile getirdik. Baslangic icin para temin etmek zor degildi. Ama Ali Bey’in derdi bir degildi ki.  Bir ameliyata baslansa, ustu ustune ameliyat olmak zorundaydi. Ama bizlerin de bu kadar bir meblagi temin etmeye ne gucu, ne de bir guvencesi vardi. Iste bu yuzden Ali Bey’e guvence de veremiyorduk, arkandayiz, iyi olacaksin, tum ameliyatlarini yaptiracagiz, uzulme ! diyemiyorduk.
 Turkiye’ye gidip ailesinin yaninda ameliyat olmasini onerdigimizde, bize oksuz oldugunu, Turkiye’de kimi kimsesi olmadigini soyledi. Bu cevap bize dusen sorumlulugu bir kat daha arttirmisti.
Bir ara mutfakta esine getirdigim parayi almasini rica ettim cekingenlikle. Aglamaya basladi. Belli ki ilk defa boyle birinden para aliyordu, aliskin degildi. Birilerinden birseyler almak ne kadar zordu !
 Ali Bey ile gorusmemizi bitirip  evinden ciktik. Sigortasi henuz yapilmamisti. Ama Sark Poliklinigi bashekimin dedigine gore zaten sigortasi bu ameliyatlari karsilamayacakti. Burada sigorta sirketleri anlasmayi bastan yapiyor, sayet sigortalanan kisi kendilerini yuksek mali yukumluluk altina sokacaksa sigorta yapmiyor, yapsa dahi ameliyatlari en az bir sene karsilamiyordu.
 Bu durumda guvendigimiz daglara da kar yagmisti. Sigortayi beklemek son derece anlamsizdi.  Ali Bey’in hayati tehlikesi vardi. Dr Huseyin Bey hastanin evde olduguna zaten son derece sasirmisti. Biran once birseyler yapmak gerekiyordu. Birseyler yapmanin birinci kurali, acil para bulmakti. En azindan Ali Bey’in  vucudundaki suyu bosaltarak hayati tehlikesini atlatmasina yardimci olacak ilk ameliyat parasini..
 Aksam dort arkadas, dordumuzun elinde de telefon, herkes bir yerleri ariyor, Ali Bey’in bu durumundan esi dostu haberdar ediyorduk. Ama kimine ulasamadik, kimi musait degildi.. Yani nasibi olmayan, nasibi kapali olan kisilere ulasilamiyordu.
 Gece eve dondugumde telefon caldi. Bir arkadas, tanidigi birilerinden para bulmustu, parayi almaya gidiyordu. Tum bunlari anlatmaya basladiginda agladigini farkettim. Bir an, Ali Bey’e birseymi oldu yoksa, diye dusundum. Sonrasinda bunun sevinc gozyaslari oldugunu anladim. Gecenin onbirinde nasipli kisi, cennetten bir kosk aliyordu adeta. Gecenin bu saatinde hepimizi aglatmisti, agliyorduk cunku bu haber  bunca umitsizlikten sonra bir ilac gibi surulmustu kalplerimize.
  Ya Nasip ! diye cikilan yolda, iki nasipli vardi. Biri Ali Bey’di. Bir hafta once herseyden habersiz agrilari ile isine gidip gelen uc cocuklu bir baba iken, bir hafta sonrasinda tum dunyasi degismis, yoksullugun ve gurbetin inanilmaz acisi bir bicak gibi batmisti kalbine. Ama elbette gecenin kor karanliginda karincalari bile goren ve riziklandiran Rabbim Ali Bey’i hic unuturmuydu.. Insallah ona iyilesmeyi nasib edecekti. Bir diger nasipli ise, parayi veren kisi idi. “Sizden kim Allah’a borc vermek ister ” sozunun muhatabi olma serefini elde etmis, Allaha guzel bir borc vermis, bu erdemli hareketi ile hepimizi duygulandirmisti.
  Alemlerin Rabbi olan Allah, sadece insanlarin rabbi degildi ki.. Calisip kazancini temin etmek sirf insanlara mahsus.. Halbuki Allahin calismadan da, oturdugu yerden riziklandirdigi ne canlilari var.. O oyle bir Rab ki, onun mukemmelligini anlamak icin, yeryuzunu incelemek bile yeter insana..
 Bugun, Ali Bey hastaneye yatirildi. Ilk islem olarak vucudundaki fazlalik su temizlendi. Sonrasinda mesanedeki ur alinip, patolojiye gonderilecek. Ve ardindan bobrek ameliyati..
 Bekliyoruz. Tipki evindeki esi ve uc guzel yavrusu gibi, biz de bekliyoruz.
 Rabbim acil sifalar versin kendisine. Cocuklarina bagislasin, Amin..

Of Ki Ne Of

Bana bende demen ! Bende degilem… :(
 Bir onceki yazimda bahsi gecen aile icin biran once  harekete gecip, Saturk Kadinlar Kolu olarak birseyler yapmak istedik. Bunun uzerine  Cidde’de bulunan, egitimini Turkiye’de tamamlamis, fakat aslen Arap olan doktorlarin acmis olduklari Sark Poliklinigi ile fiyatta yari yariya anlasip, bahsi gecen hasta beyefendiyi bu poliklinige yonlendirdik.
 Ama malesef ki rahatsiz olan Ali Bey’in durumu hic ic acici degil. Tetkikler ve tahliller sonucunda hasta Ali Bey’in mesanesinde idrar yollarini tikayan bir ur saptanmis. Adam buyuk olasilikla kansermis. Daha da fenasi, Ali Bey’in bobrekleri de calismiyormus. Vucudunda biriken siviyi istifra ederek vucudundan atiyormus. Doktorun verdigi bilgiye gore, hasta cok vahim durumda, hayati tehlikesi var.
  Sark Polikliniginin bas hekimi Huseyin Bey; hastanin hemen ciddi buyuk bir hastaneye sevk edilmesini soyledi. Bunun uzerine hasta Ali Bey, buyuk Zahra hastanesine gitti. Gitti gitmesine ama adamcagizi sigortasi olmadigi icin hastaneye almamislar.
 Ali Bey’in cok acil olarak bobreklerinin delinmesi, ve vucut sivisinin disari atilmasi gerekiyormus. Sonrasinda bobreklerin normal hale getirilmesi, sonra da mesanesindeki urun alinmasi. Ve ardindan kanser tedavisi.
 Sirf bu operasyonlar icin  30 bin Sar (12 milyar ) gerekmekte.
 Burada isci olarak ikamet edenlerin sigortasinin  yapilmasi zorunlu. Ve bu iscilerin sigortasini ona kefil oup Arabistana gelmesine vesile olan kisi yapmak zorunda. Tum bunlardan sonra hasta Ali Bey’in kefiline ulasip gerekli sigortayi yaptirmasini istedik, ama araya burada haftasonu olan cuma gunu girdi.
 Ali Bey ise, onca hayati tehlikesine ragmen evine donmek zorunda kaldi. Yarin kefili sigortasinin cikmasi icin elinden geleni yapacakmis. Insallah hersey icin cok gec olmaz.
 O kadar uzgunum ki  adamcagizin hastalik haberlerini aldigimdan beri, bir turlu karisi, cocuklari aklimdan cikmiyor. Gurbette olmak zor elbet, ama gurbette fakir olmak, gurbette sahipsiz olmak, gurbette hasta olmak  cok daha zor !
 Artik Ali Bey’in evini, esyalarini hic onemsemiyorum. Insan hasta olduktan sonra, iyi ya da kotu bir evde oturmasinin, gelecek ile ilgili hayaller kurmasinin da hic bir anlami yok. Doktora vericek parasi olmadigi icin, hem de evinin nafakasindan kesmemek icin hayati tehlikeye giren insanlar yasadigini bu sehirde, teessurle biliyorum artik.
 Nicin daha once haberimiz olmadi bu hanimdan, esinden diye cok hayiflaniyorum. Ama bunun yani sira, biliyorum ki, bizi o hasta ziyaretine yollayan ve tum bu olaylari corap sokugu gibi bizlere yasatan Rabb’im, bizleri vesile kilip o beyefendiyi 3 cocuguna bagislayacak.
 Tamamiyle rastlanti dedigimiz bir hasta ziyaretinde, bir adamin sifasi biz 3 kisinin insiyatifinde gozukse de o an icin, bizleri oraya yonlendiren muhtesem bir kudret var.
 Ey kudreti bol Rabbim, ne olur Ali Bey’e acil sifalar ver. Onu karisina ve 3 aslan yavrusuna bagisla, onlarin yuzlerini guldur, ne olur Allahim… !
 Lutfen bu yaziyi okuyanlar da Ali Bey’den dualarini esirgemesinler..

Eksiklik

Son zamanlarda sikca kullandigim bir cumle vardi. Biraz hirs ile, biraz da eglence olsun diye, icerigi dusunulmeden sorumsuzca kullandigim cumle ;
 ”Benim neyim eksik ! “
Iste bugun, bu aksam bu cumleyi ayaklarimin altina aliyorum.
Tum bunlari bana dusunduren hanim ile bu aksam tanistim. Hem de hic hesapta yokken, bir hasta ziyaretinde.  Komsusu onu yanimiza cagirmis, hanim da cikagelmisti. Gencti, guzel denilebilinecek yapidaydi. Her zaman ozendigim, olmak istedigim kadar zayifti. Hayir, ben de kilolu degildim ama her zaman kendime bir dert arayip bulmuslugum var iken, bir de bu arzulara cop  gibi, incecik olmayi da eklemistim.. Eee, ne diyordum son zamanlarda, arzular selale. Arzulari olmali ki insanin, yasama sevinci olsun, degilmi.. Ne kadar da utanc verici bir cumle !
 Bahsi gecen genc ve guzel hanim, kucaginda tosun gibi oglu ve yanindaki kucuk kizi ile biraz mahcup, biraz da cekingendi. Kaportaci olan, is buldugu gunlerde calisan, is bulamadigi zamanlari ise evde geciren bir esi vardi. Ustelik karnina rutin olarak agri, sanci giren esi, hastaliginin bile ne oldugunu bilmedigi halde, doktora gitmiyordu. Doktora gidecek parayi bulamiyor, gittigi gun calisamayacagi ve evini gecindiremeyecegi icin de surekli ihmal ediyordu tedavi olmayi. Hanimin da ayaginda kapanmak bilmeyen yaralari vardi. Kendisi de tedavi olamiyordu.
 Tum bunlari anlatirken yer yer utandi, gozlerini kacirdi. Mutebessim olmaya gayret gosterdi. Kendisi ve esi icin doktor ayarlayabilecegimizi soyledik, kesin birsey soyleyemiyor, vaadedemiyorduk, cunku bizim de ucretsiz muayene ettirme imkani bulacagimiz kesin degildi.
 Komsusundan cikip kendisine gecicegimizi soyleyince bize farkettirmek istemese de biraz panikledi. On dakika sonra bizi evine buyur etti.
 Evine gidip salonuna oturunca, iste o an hoykure hoykure aglamak istedim. Evini anlatmak istemiyorum, cunku nasil anlatacagimi bilmiyorum. Sadece o tosun gibi kirmizi yanakli ve sevimli oglanin o kokmus haliflekslerde nasil emekledigini ve nasil herseyden habersiz, mutlu oldugunu soylesem yeterli olur sanirim.
 Bes sene once Arabistana gelen, bes senedir hic ulkesine, yasadigi sehir Kayseri’ye gitmeyen bu mahcup hanim, hayal degildi. Iste orada oturuyordu. Benim kadar kadin, benim kadar anne, benim kadar insandi. Ve benden hicbir seyi eksik degildi. Gencecikti, guzeldi. Herseye ragmen yine de mutebessimdi. Yuzumdeki buruklugu belli etmemeye calissam da, bu genc kardesimden, yasadigi sartlardan etkilenmemek ne mumkundu..
 Hayata, dunyaya dair ettigim dirdirlari dusundum. Salondaki henuz eskimemis ama mobilyalarima rengi uymadigi icin degistirmek istedigim haliyi dusundum sonra. Ve cok istedigim cep telefonunu, ne kadar uzun bir sure istedikten sonra elde ettigimi dusundum.. Ve uzun suredir istedigim seyin aslinda ne kadar basit birsey oldugunu..  Ve inanin bana,  cep telefonum o hanimin yaninda caldiginda onu cikarmaya utandim. Onlar bu durumdayken, boyle bir telefonum oldugu icin vicdanim sizladi..
 Benim, bizim o hanimdan neyimiz eksik biliyormusunuz..
 Sukrumuz eksik. Elimizde olan nimetleri bir kenara birakalim, vucudumuz, sagligimiz sihhatimiz icin bile sukrumuzu malesef eda edememisiz. Amacimiz eksik. Bir elimiz yagda, bir elimiz balda yasarken, yiyecek ekmek bile bulamayan kardeslerimizin sikintilarina ilac olmayi hedeflememisiz. Bir tutam vicdanimiz var, acilari gorunce az biraz sizliyor. O vicdani da icimizden sen eksik etme Ya Rab !
 Halbuki Allahin uzerimizdeki nimetlerini saymakla bitiremeyiz, hepimiz bunu biliyoruz.
 Bol sukurlu bir hayat diliyorum basta kendime, ve sizlere.. Tipki seneler once izledigim ve unutamadigim kanserli minik yavrunun dedigi gibi, Mutluluk, agrisiz ve sancisiz nefes alip verebilmektir aslinda..
 Sukredenlere, hakki ve sabri tavsiye edenlere selam olsun ..

Omur dedigin bir kusluk vakti

Giden olmak mi, yoksa kalan olmak mi zor ? dedim anneme..
Bilmem, hic dusunmedim, ikisi de zor sanirim . dedi.
Bence giden olmak zor, dedim. Kalan kendi duzenini korur, ama giden icin yasadigi hersey degisecektir.
Bugun tum bu soylediklerimi yalanliyorum. Hem giden olmak, hem de kalan olmak cok zor.
Tam bir ay once Cidde’deki evime tesrif eden anne ve babacigimi dun aksam tekrar Turkiye’ye yolcu ettim. Gelicekler olmalari beni sevindiriyor ve heyecanlandiriyordu. Annecigim gectigimiz sene kardesimle birlikte gelmisti, fakat babam ilk defa gelicekti.
Bir ay once onlari karsilamaya, almaya Medineye gidisimiz daha dun gibi. Gunler gunleri nasil kovaladi bilinmez, sevgili annecigim ve babacigim bir aylarini doldurup gittiler bile.
Simdi evin her yerinde onlari  animsiyorum. Banyoda dis fircasi annemin, kapinin arkasinda asili babamin gomlegi unutulmus . Annecigimin son yikadigi bulasiklari yerlerine yerlestiriyorum. Seneye giyeriz diye biraktiklari bir kac parca kiyafetten daha degerlisi yok simdi bana. Halbuki  koyacak yer yok diye binbir naz niyaz ile kabul etmistim o esyalari.  Battaniye ise hala babam kokuyor.
Ruya gibi gecti bir ay. Dun bavullari yukleyip havaalaninin yolunu tutmusken, bir ayin cok guzel gectigini, ama buna ragmen yetmedigini, gezemedigimiz yerleri dusundukce hayiflandim. Yapamadik, gidemedik , edemedik derken, insan omrunun de bu sekilde pismanliklarla dolu olacagini, yapamadiklari icin hayiflanip duracagini dusundum.
 Simdi annecigimin getirdigi bergamotlu caydan icmek istesem de, cayin tek basina icildigi zaman hicbir tadi olmadigini, hele ki insanin ailesiyle ictigi bir bardak cayin dunyalara bedel oldugunu kim inkar edebilir.
 Guzel gunler cabuk geciyor, omur bir kusluk vakti kadar. Dilerim Rabbim saglik sihhatten ayirmasin sevgili ailemi ve seneye tekrar gelebilsinler.. Aminn.